24 Mart 2012 Cumartesi

seramik modelleri

kolay değil, tam 22 yıl geçti seninle. körfezin açıklarından batan kıpkırmızı, alev alev güneşin miydi beni sana bağlayan? yoksa, sokaklarının içine içine işlediğim çocukluğum mu? yaz akşamlarında sahilinin dinginliğinde uyuklayan ruhum mu? hani ilkokulda kadifekale mi neydi bir yere gitmiştik okul gezisiyle. seni taa tepeden görmüştüm tüm endamınla. galiba ben o gün cayır cayır yaktım abayı sana. zaten sen olmasan o ilkokul aşkımı da hiç göremezdim, ona tenefüste gevrek-ayran ısmarlayamazdım. sahi, o ne yapıyordur şimdi acaba? izmir'de midir hala? seramik modelleri 5 yaşımda sana ilk geldiğim zamanları hatırlıyor musun? bir arkadaşım, "elektrikli salıncaklar var orda!" demişti. bizim evin sokağında hep o elektrikli salıncakları aramıştım ilk başlarda. göremeyince - belli etmedim ama - bayağı bozulmuştum sana. sonra bir gün fuar diye bir yere götürdüler beni. kalabalık-curcuna. annesinin elini tutmayan çocukları kaçırıyolarmış. ben de annemin elini sıkıca tutmuştum korkuyla; o elektrikli salıncakları görene kadar. sonra biraz daha büyüdüm tabi. okumayı bile öğrenmiştim yavaş yavaş. hatta park yasak levhalarının üzerindeki "yol boyunca" yazısını "yol buca" olarak okuyup "ya bu yoların hepsi de buca'ya çıkıyomuş" diye düşünecek kadar öğrenmiştim okuma yazmayı; yeşilyurt ilkokulu'nun kalabalık, arımayalı silgi kokan sıralarında. zaten, biliyosun ilk ayrılık acımı da yaşatmıştı o okul. annem-babam "taşınıyoruz" demişlerdi. artık kiradan kurtuluyormuşuz. daha iyi bir yere gidecekmişiz. ben başka bir yer istemiyordum ki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder